“Rabbimizden bizlere ilm-i nâfi, anlama kabiliyeti ve öğrendiklerimizle amel etme tevfiki niyaz ediyorum.”
Hayatımızın farklı evrelerinde Kur’an ile hemhal olduk. Kimimiz çocukluğunda elifba ile, kimimiz gençliğinde anlam arayışıyla… O’nu dinlemek ruhlarımıza şifa verir. Ancak asıl soru şudur: O’nu, indiren Rabbin muradına uygun anlıyor muyuz?
Sadece Tarih mi?
Nuh (a.s) tufanı, Musa (a.s) ve Firavun… Kur’an geçmişi anlatır ama o bir tarih kitabı değildir.
Sadece Ahlak mı?
Doğruluk, adalet, iyilik… Kur’an en yüce ahlakı talim eder ama o bir kişisel gelişim kitabı değildir.
Sadece Kanun mu?
Helaller, haramlar, şer’i hükümler… Hepsi birer rahmettir lakin Kur’an salt bir hukuk metni değildir.
Her Şeyi Birleştiren Merkez:
TEVHİD
Kur’an-ı Kerim’in en başından sonuna kadar, her bir suresinde, her bir ayetinde gizli ya da aşikar vurgulanan asıl iniş gayesi budur.
Tevhid; Allah’ı zatında, sıfatlarında, fiillerinde ve ibadette tek ve eşsiz kabul etmek, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamaktır.
Peygamber kıssalarının özü Tevhid mücadelesidir. Hepsi “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin” demiştir.
İbadetler ve ahlak, Tevhid üzere bir yaşam inşa etmek, O’ndan başkasına eğilmemek içindir.
Neden Bu Gündem?
Modern çağın materyalist dünya görüşü, tüketim kültürü ve çeşitli “-izm”ler, insanları farkında olmadan Tevhid’den saptırabiliyor. İnsanlar, Allah’tan başka şeylere umut bağlayıp, geçici hedefleri hayatlarının merkezine koyabiliyorlar.
İşte bu eseri kaleme almaktaki amacımız; Kur’an’ın ruhunu, O’nu bir bütün kılan ana mesajını kavramaktır. Bu yolculuk, sadece entelektüel bir merak değil, kalbi bir yolculuk ve tefekkür seferberliğidir.
“Rabbimden niyazım odur ki, bu mütevazı çalışmamızı rızasına muvafık kılsın. Bizleri Tevhid sancağı altında toplanan, Kur’an’ı anlayan ve yaşayan, Peygamberimiz (s.a.v)’in yolundan giden bahtiyar kullarından eylesin.”